26 Eylül 2017 Salı

BALIKÇININ YAŞAM ÖYKÜSÜ Adnan Bilek


BALIKÇININ YAŞAM ÖYKÜSÜ

ADNAN BİLEK


Hatırlarsanız,Milas-Bodrum arasında kalan…
Bölgenin en leziz balıklarının çıkarıldığı…
Madalya körfezi içerisinde…
Yeşilliklerle kaplı bir göl görünümde ki koy içinde kalan ve adına Boğaziçi Köyü denilen bir balıkçı köyünde yazlığım.
Henüz bakir bir bölge olduğundan… Sessizliğin ve yüksek oksijen oranının hâkim olduğu ortamı ile önem taşımakta köyümüz.
Sessizlik ortamını; Bodrumun o korkunç ve rahatsız edici gürültüsü ile mukayese ederek vurguluyorum.
Balık ihtiyacımı görmek için her sabah köy sahiline inerek, ağlardan henüz çıkarılan taze balıkları almak en büyük tutkum oldu burada!
Bu vesile ile, yaklaşık 20 civarında ki balıkçının hepsi ile de arkadaş oldum ve beni “gazeteci abileri” olarak tanımakta hepsi.
Köyde balıkçıların kurduğu bir “Balık kooperatifi” var ama; yönetime geçenlerin yanlış ve tutarsız tavırları sonucu gelişmemiş ve gelişmesi de çok zor!
O nedenle; birkaç balıkçı hariç hepsi de”kavaf” denilen aracılara balıklarını pazarlamaktalar ne yazık ki.

ZOR MESLEK BALIKÇILIK!
Elbette her mesleğin kendine has zorlukları vardır ama…
Balıkçıların ki bir başka!
Köyde çok sevdiğim, dürüst bir balıkçı delikanlı var.
Adı: Güngör Karakoyun.
Onun ağzından dinledim balıkçılığın serüvenini:
-Ben, ilkokulu bitirdikten sonra babam ve ağabeyim gibi atıldım bu mesleğe…
10 yaşımdan beri zaten içerisindeydim. Babamlara yardım amacı ile ağ temizlemeye başladım önceleri, çocukluğumu doğru dürüst yaşamadım diyebilirim!
Askerlik dönüşü babam, ağabeyime olduğu gibi bana da bir tekne satın alarak…
“hadi bakalım, kendi ekmeğini kendin kazan artık, geleceğin açık olsun, rastgele” dedi.
Malum, denizcilikte “rastgele” sözünün önemi ve anlamı çok geniştir.
Deniz; karanlık bir kutudur, ne zaman, ne yapacağı belli olmaz.
Bakarsın birdenbire kabarır, fırtına çıkabilir.
Balık denizin her noktasında aynı yoğunlukta bulunmaz, o noktayı bularak avın yoğun olması işin “rast gitmesi” anlamını taşır.
Teknenin getirisi ile evlendim, yuvamı kurdum, iki kızım ve eşimle mutlu bir yuvam var Allaha şükür.
Bir söz vardır; balıkçının eşi, kapı bekler… Çocukları baba hasreti çeker diye!
Bazı günler çocuklarımızın yüzünü göremediğimiz olur. Biz geldiğimizde veya gittiğimizde hep uyuyor olurlar.
Akşam saat 18 civarında ağ atmaya gideriz,1,5-2 saat sonra döneriz.
Sabah saat 04-05 arası, sıcacık yatağımızdan kalkar, giyinir tekrar yola koyuluruz ağ toplamak için.
Köye dönüşümüz 8.30-09 u bulur.
Ağ temizleme süreci en az 3.5-4 saat sürer.
Bazen dil avına çıktığımızda kışın 3-4 gün eve gelmediğimiz olur.
O dalga ve fırtınalarla olan boğuşmamız ayrı bir problem ve korku dolu anlar!
Para kazanıyor musunuz derseniz?
Bundan 15-20 yıl önce belki emeğimizin karşılığını alıyorduk ama; kaçak ve bilinçsiz avlanmalar sonucu denizlerde ki balık yoğunluğunun azalması nedeni ile ancak boğazımızı doyurabiliyoruz.
Mazotu indirimli almasak, onu da karşılayamayacağız inanın!
Devletin bu konuya neden ilgisiz kaldığını anlamıyoruz!
Trol ve trata ağları ile avlanmanın kesinlikle yasaklanması gerekir.
Aksi halde; çocuklarımızın balık olarak sadece kültür balığı ile beslenecek olma ihtimalinin söz konusu olacağını iddia ediyorum!
Balık avının yetersiz olması, fiyatlarının da yükselmesine ve…
Ekonomik koşulları uygun olmayan insanların bu önemli protein kaynağından yeterince yararlanamamasına yol açmaktadır.
Su ürünleri genel müdürlüğü yetkililerine çağrısını yeniliyor Güngör:
Lütfen sesimize kulak verin ve denizlerimizde ki balıkların geleceğini koruyun!!!! 

http://www.aydindenge.com.tr/yazi/adnan-bilek/20/09/2017/balikcinin-yasam-oykusu