4 Aralık 2017 Pazartesi

EN İYİ BODRUM PLAJLARI VE SAHİL ÖNERİLERİ



EN İYİ BODRUM PLAJLARI VE SAHİL ÖNERİLERİ



Bodrum’da nerede denize girilir? Bu soruyu sadece tatile Bodrum’a gelecekler değil, Bodrum’da yaşayanlar da eminiz soruyordur kendilerine… Bu yazımızda size ezber bozduracak Bodrum’un en iyi sahilleri, Bodrum’un en iyi koyları ve plajlarını aktaracağız.
Aslında Bodrum bu konuda en şanslı bölgemiz zira 67 tane mavi bayraklı plajı ile ülkemizin en fazla mavi bayrağa sahip beldesi. Ama bu sizin için her yerde koşar adım denize girebileceğiniz anlamına gelmesin! Bodrum, sahilleri ve plajları bakımından bu kadar zengin olsa da, işletmelerin fazlalığı ve özellikle yaz aylarında yüksek ziyaretçi sayısı sebebi ile o doğal güzelliğini ve bakirliğini maalesef kaybedebiliyor. Bodrum’da kış aylarında yerleşik 150 bin civarında şanslı insan yaşamakta. Yaz aylarında gelen yerli ve yabancı turistler ile bu sayı 2 milyona kadar çıkabiliyor! Dolayısı ile eğer bu yazıyı okuyorsanız, size vereceğimiz öneriler ile bu kalabalıktan sıyrılabilir ve hatta en kalabalık sezonda bile sakin bir deniz keyfi yaşama şansını yakalayabilirsiniz.
Bodrum’a tatile gelmek isteyenlerin en çok sordukları sorular, Bodrum’da nerede ne yapılır? Bodrum’da nerede denize girilir? Bodrum’un en iyi sahilleri, en gizli Bodrum plajları sorularıdır. Bizde size cevap olması açısından aşağıdaki Bodrum’un gizli koylarını ve en bakir plajlarını sıraladık. Gelin hep birlikte Bodrum’da yüzülebilecek en iyi plajlara ve sahillerine birlikte göz atalım. Sizler için bizim önerimiz olan en iyi 5 sahil listesi ve diğer Bodrum plajlarını aşağıda anlatmaya çalıştık. Tüm listeye ise buradan ulaşabilirsiniz.

             1- KARGICAK KOYU ( Balıkçılar Koyu )               


Kargıcak Koyu
Peşin olarak bir anlaşma yapalım! Buranın kıymetini bilmeyecek ya da burayı herkese fısıldayacak arkadaşlarımızı buraya götürmek yok. Kargıcak koyu belkide şu anda Bodrum’da kalan en bakir, en gizli aynı zamanda da en gizli koylardan bir tanesi.  Hoş, zaten buranın bu kadar güzel kalmasının sebebi, yolunun bozuk olması ve birçok kişinin yola çıktıktan sonra dayanamayıp geri dönmesidir. Eğer geri dönmediyseniz çok şanslısınız çünkü biraz daha sabrederseniz bu muhteşem koyu keyifle deneyimleyebilirsiniz.
Yoldan bahsetmişken, arabasına kıyamayanlar, malı çok kıymetli olanlar 🙂 iki kere düşünmeli. Çünkü 2 km kadar süren, oldukça bozuk, tozlu ve stabilize bile olmayan bir yoldan ulaşıyorsunuz Kargıcak koyuna. Bu yol boyunca hem siz hem arabanız güzelce tozlanacak ancak buna değecek. Burayı bilen insan sayısı çok az sayılmaz aslında ama, hem Bodrum’a nispeten uzak olmasından, hem de yolunun çok düzgün olmamasından ötürü sadece buraya aşık insanlar bu zahmeti göze alıyorlar. Bu koy aynı zamanda buradaki yerel halk tarafından balıkçılar koyu olarak da biliniyor. Kargıcak koyunda barınan balıkçı tekneleri, günlük olarak ava giderler ve bu koya taze balıklarını geri getirirler. Bu sebeple balıkçılar koyu da denilmektedir. Balıkçıların günlük avladığı tazebalıkları direkt mangalınıza yatırabilir ve güzel bir deniz sefası sürebilirsiniz.
Kargıcak koyuna gidecekseniz, yanınıza su, içecek, mangal ve her türlü malzemenizi ve şemsiyenizi almanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Zira bu koyda hiç bir şekilde market, işletme ya da esnaf olmadığı için ne getirirseniz onu yer ve içersiniz. Duş ve tuvalet bulunmadığını da peşinen belirtelim. Dedik ya, Bodrum’un en bakir koyu burası!
Kargıcak koyu Bodrum merkezine yaklaşık olarak 20 km mesafede Yalıçiftlik’te yer almaktadır. Buraya gidebilmeniz için şahsi aracınız kesinlikle olmalı. 

                             2- KARAİNCİR PLAJI                            


Karaincir Sahili
Bodrum’da denize girilecek en güzel sahiller listesinde kesinlikle olması gerektiğini düşündüğümüz bir yer burası. Bizce Bodrum’un saklı cennetidir Karaincir. Pırıl pırıl suyu, altın sarısı kumu ile muhteşem güzellikte bir yer plaj. Özellikle; hem merkezi bir lokasyonu olsun, hem sessiz hem de temiz olsun diyorsanız burası tam sizlik! Bu kadar güzelliğin kusuru olmaz mı? Tabi ki kusur denilirse… Deniz suyunun Bodrum yarım adasında en soğuk olduğu yer burası! Ağustos ayında dışarıda 35-40 dereceleri bulan sıcaklıklarda bile, suya atladığınızda tüm organlarınızda soğukluğu hissediyorsunuz.
Karaincir’i turistlerden çok Bodrum’un yerlisi ve müdavimleri bilir genellikle. Diğer sahillere ve koylara nazaran biraz daha sessiz ve sakin olsa da günden güne daha çok biliniyor ve ziyaret ediliyor. Sahil şeridinde bir çok işletme var. Bu işletmelerin fiyat&performans oranına baktığımızda orta seviyede kaldığını söyleyebiliriz. Maalesef özellikle yiyecek ürünleri için öyle muhteşem lezzetli diyemiyoruz ama fiyatlarda pek aşağı değil.

Karaincir Plajı
Sahil sırasındaki işletmelerin herhangi birine şezlong ücreti ödeyerek sahili kullanabilirsiniz. En son fiyatlar kişi başı 35TL civarındaydı. Tabi ödediğiniz bu rakamı yiyecek ve içecek kredisi olarak kullanıyorsunuz. Duş ve lavabo ihtiyaçlarınızı bu işletmelerde gidermeniz mümkün. Ayrıca sahildeki bu işletmeler motel tarzında çalışıyor ve oda kiralama şansınız da bulunuyor. Tatilinizde konaklama anlamında çok büyük beklentiniz yok ise tercih olabilir. Böylelikle ekonomik olarak Bodrum’un en güzel sahilinde konaklayabilir ve denizin keyfini çıkarabilirsiniz.
Bu sahilde en çok bilinen işletmeler Meteor Beach, Bal Mahmut, İlayda Beach ve Emrah Hotel. Müşteri sayısının az olması, kavak ağaçları altında çim ya da kum üzerinde huzurla sessizce dinlenebildiğimiz için bizim tercihimiz hep İlayda beach oldu. Bu sahil sırasında diğer işletmler genelde tıka basa dolu olduğu için konforlu bir şekilde dinlenemedik.
Karaincir’e ulaşmak için Bodrum merkezden kalkan Akyarlar minbüslerini kullanabilir ya da kendi aracınız ile de rahatlıkla gidebilirsiniz. Bodrum merkez noktasından yaklaşık olarak 30-40 dk’lık bir sürüş sonrası Karaincir’e ulaşabilirsiniz.

                              3- PEKSİMET PLAJI                                


Peksimet Plajı
Bodrum’da birçok kişinin bilmediği belkide gitmediği ancak bir o kadar güzel ve özel yerlerden birisidir. Burada çok işletme yok. 1-2 sahil kenarı restoranı bulunuyor ve sahilin geri kalan kısmının tamamı halk plajı. Burayı en özel yapan şey ise tabi ki berrak denizi. İşletmenin çok olmamasından ötürü gün içerisindeki atıştırmalıklarınızı kendiniz çözmek isterseniz, gelirken yanınızda atıştırmalık sandviç ya da çerez vb bulundurmanız gününüzün konforu açısından çok önemli olacaktır.
Peksimet’in deniz çarşaf gibi ve sürekli ılık. Ayrıca sahil ve deniz tabanı tamamıyla kum. Hele akşamları burada bulunan iskeleden gün batımı tam bir görsel şölen. Akşam üzerine doğru biraz dalga alsa da genel olarak çok keyifli bir plaj.
Peksimet halk plajındaki şezlonglar, işletmelerin şezlonglarına taş çıkartacak yenilikte ki belediye şezlonglarıyla dolu bu sahil. Şezlongları ücretsiz olması çok güzel tabi ama maalesef tuvalet ve giyinme kabini olmayışı büyük sıkıntı burada. Bu sebeple bir işletmenin plajını kullanmanız durumunda soyunma kabini, tuvalet gibi sıkıntıları direkt çözmüş oluyorsunuz.
Bodrum’a tatile geldiyseniz ve aracınız var ise bu sahili değerlendirmenizi tavsiye ederiz. Hatta gününüzü bu sahilde geçirdikten sonra akşam üzeri küçük bir sürüş sonrası Gümüşlük‘te mükemmel bir gün batımı yakalayıp keyifli bir akşam yemeği ile taçlandırabilirsiniz.
Peksimet sahiline gitmek için Bodrum merkezden kalkan minibüsler ile öncelikle Turgutreis’e oradan ise Kadı Kalesine gitmeniz gerekiyor. Kendi aracınız var ise bu süreç tabi ki daha kolay olacaktır.
Peksimet plajının konumu ve daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

                          4- GÜNDOĞAN PLAJI                       


Gündoğan Plajları
Aslında henüz potansiyeli keşfedilmemiş, sakin, kafa dinlemelik bir bölge. Gündoğan’ın plajlarına bayılacaksınız. Bodrum’un bir çok koyu herkes tarafından bilinse de Gündoğan için aynı şeyi söyleyemeyiz. Tabi bu durum Gündoğan’ın kendisi içinde aynı şekilde geçerli. Henüz tam şöhretine kavuşamamış biraz unutulmuş ve geri planda kalmış. Aslında iyi ki öyle olmuş!
Çünkü Gündoğan’da sizi pırıl pırıl bir deniz ve ince kumdan oluşan sarı kum plajlar bekliyor. Yalıkavak, Türkbükü gibi popüler bölgelere kıyasla çok fazla bilinmediği için gönül rahatlığı ile sahil ve plaj tercihinizi bu bölge için kullanabilirsiniz. Deniz suyu sıcaklığı biraz serin olması, güneş altında kavrulan teninize ilaç gibi gelecek 🙂
Sahil şeridi boyunca bir çok işletme var. Bu işletmeler yiyebileceğiniz kadar size yiyecek ve içecek imkanı sağlıyor. Ayrıca işletmelerin duş ve soyunma kabinlerini de kullanabilirsiniz.
Bodrum merkezine 18 km uzaklıkta olan Gündoğan’a Bodrum merkezden hareket eden Gündoğan minibüsleri ile ya da kendi aracınız ile rahatlık ile gidebilirsiniz. Yoda giderken kuraklık bir alandan geçerken ne oldu ? nereye gidiyoruz ? gibi sorulara kapılabilirsiniz, merak etmeyin doğru yoldasınız ve çok yaklaştınız.
Bodrumda denize girilebilecek en güzel plajlar arasına bu plaja kesinlikle yer vermek istedik. Gününüzü burada geçirdikten sonra akşam yemeği için Yalıkavak marina ya da Gümüşlük’erahatlıkla buradan geçebilirsiniz.

                       5- YALIÇİFTLİK SAHİLİ                     


Yalıçiftlik Sahili
Bodrum merkezden 15 km ayrılarak sizleri Bodrum yarım adasının en temiz denizine götürüyoruz. Gerçekten de yazdığımız kadar iddialı buranın sahili. Yalıçiftlik sahilinde belediyenin iki adet işletmesi bulunmakta. Gelin size biraz işletmelerinden bahsedeyim. Eğer kahvaltı veya snack menü tercih etmek isterseniz self servis olan cafesinde oturabilirsiniz. Ama, eğer ben güzel bir ziyafet çekmek isterim derseniz a la carte balık restoranı tercih edebilirsiniz. Mutfak konusunda ortalama olduklarını söyleyebilirim. Sonuç itibari ile belediye işletmesi olduğu için beklentileri de çok fazla yükseltmemek gerek. Biraz da denizinden bahsetmek gerekirse; bu konuda mütevazi olamayacağımı ileterek başlamak isterim! Kesinlikle Bodrum’un en temiz ve berrak denizlerinden biri diyebilirim. Sahili kum olmasından dolayı deniz, kum, güneş kombinini  oluşturabiliyorsunuz 🙂 Ayrıca sahil belediye işletmesi olduğu için, ücretsiz olarak giriş yapabilir ve ücretsiz olarak şemsiye ve şezlong kullanabilirsiniz. Sahilde ücretsiz duşları, soyunma kabini ve tuvaleti bulunuyor. Dilerseniz belediyenin sahilini kullanmayıp hemen 50-100 metre yanındaki küçük pansiyon ve restoranların plajlarını da kullanabilirsiniz.
Bu bölgedeki en meşhur sahil işletmeleri Makara Bungalow, Deliaga restoran, Şahin Motel&Restoran.
Bodrum’un sahilleri ve plajları tabi ki yukarıdaki 5 plaj ile sınırlı değil. Eğer tatiliniz sırasında o kadar şanslı olamayacak ve plajları dolaşma şansı bulunmuyorsa diğer sahillere de göz atmakta fayda var.

              BARDAKÇI KOYU (Zeki Müren Koyu)   


Bardakçı Koyu
Bodrum merkez ile Gümbet arasında kalan küçük koya denilmektedir. Bodrum merkezden 750 mt kadar mesafede olan bu sevimli, küçük bir o kadar güzel olan koya yürüyerek gitmek isterseniz yaklaşık 10-15 dk lık bir yürüme mesafesindedir. O meşhur herkesin fotoğraf çektirdiği Bodrum değirmenlerine varmadan solunuza baktığınızda bardakçı koyuna varmış olacaksınız.
Bardakçı koyunda halk plajı bulunmuyor. Bu küçük koyda bulunan irili ufaklı oteller bu sahili zapt etmiş durumda. Yinede burada denize girmek isterseniz bu otellerin günlük kullanım ücreti ile şezlong ve şemsiyelerinden faydalanabilir hatta bu otellerin restoranlarında öğle yemeği alabilirsiniz. Öncelikle ben arkama yaslanayım hem güneşin keyfini çıkarayım hemde kafamı dinlemek isterim diyorsanız, açıkçası bardakçı koyunun size göre olmadığını belirtelim. Hem Gümbet gibi Bodrum’un gece hayatının merkezi diyebileceğimiz bir yere yakın olması hemde sahil şeridinin küçük olmasından dolayı biraz gürültülü bir sahil. Bu koydaki en çok bilinen oteller Salmakis Resort & Spa, Voyage Bodrum, Azka Otel, Dolce Bodrum Hotel & Beach Club tır. Bu otellerin sahilleri ve imkanları keyifle kullanılabilir.
Deniz ve sahil bakımından temiz olduğunu belirtmek isteriz. Deniz’i biraz yosunlu olsa da ılık ve sakinliği eminim sizi rahatlatacaktır. Özellikle Bodrum merkez bölgesinde tatilini yapan ve ulaşım imkanı olmayan kişiler için Bodrum merkez bölgesinde denize girilebilecek en iyi koy olduğunu belirtebiliriz. Ancak aracı olan kişiler için çok daha iyi koy ve sahillerin olduğunu belirtmemiz gerekir.

                                  BİTEZ PLAJI                                     


Bitez Plajı
Bodrum’un özellikle sezon öncesi ve sezon sonrasında çok keyifli plajlarındandır. Sahil tamamen ince kumdan oluşur ve deniz suyu sıcaklığı bölgenin geneline oranla biraz daha sıcak. Sezon öncesi ve sezon sonrasında deniz suyu pırıl pırıl berrak olsa da Bitez plajı yerli ve yabancı turistler tarafından çok fazla tercih edildiği için özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında çok kalabalık oluyor ve ister istemez su kirleniyor. Hatta öylesine kalabalık olabiliyor ki  yüzmek ve kulaç atmak neredeyse imkansız.
Sahil şeridi boyunca bir çok işletme bulunuyor. Bu işletmelerin şemsiye ve şezlonglarından ücretsiz faydalanabilirsiniz. Bildiğimiz kadarı ile bir kaç işletme haricinde duş imkanı sağlayan işletme bulunmuyor. Sahilini merkezi konumunda olan Bitez Camisinin hemen önünde belediyenin sağladığı duş ve soyunma kabinleri mevcut. Arzu ederseniz buraya yakın olan işletmelerde gününüzü geçirebilir ve böylelikle duş problemini çözebilirsiniz.
Sahil şeridinde yer alan işletmeler kahvaltıdan öğle yemeğine hatta akşam yemeğine kadar yiyecek ve içecek hizmeti sağlamakta. Arzu ettiğiniz şekilde yemeğinizi bu işletmelerde yeme şansınız bulunuyor. Limon Tree, Bambu ve Gumsal bu bölgede en fazla bilinen ve tercih edilen mekanlardan birkaçı.
Yüksek sezondan bu bölgeye tatile gelecekseniz daha sakin plajları tercih etmeniz tatil konforunuz açısından daha sağlıklı olacaktır. Ancak farklı plajlara gitme şansınız bulunmuyor ise sabah erkenden bir işletmenin plajından şemsiye ve şezlong kapmanız da fayda var.
Bodrum merkezden hareket eden Bitez dolmuşları ile rahatlık ile buraya ulaşabilirsiniz.

                                  CAMEL BEACH                                 


Camel Beach
Kendine has özel bir coğrafyası ve dokusu ile aşık olabileceğiniz güzellikte bir yer. Camel beach adını bu sahilde bulunan develerden almıştır. Bu develer ile turistlere sahilde tur yapılmaktadır.
Camel beach’e kendi aracınız ile Ortakent’in içerisinden yada Gürece kavşağından sola dönerek gidebilirsiniz. Aracınız yok ise Bodrum Merkezde garajdan kalkan minibüsler ile rahatlıkla gidebilmeniz mümkün.
Camel Beach sapsarı incecik kumu ve pırıl pırıl deniz ile bir hayli dikkatleri üzerine çekmektedir. Denize girdiğinizden karadan 50 mt kadar açılsanız bile su hala boyunuza hatta belinize ulaşmaz. Gittikçe gitmeniz gerekiyor yani 🙂 Bu durum bir çok kişi tarafından beğenilse de, atlayınca boyumu geçsin ben yüzerim arkadaş diyenler için sıkıntılı olabiliyor.
Sahil şeridinde işletmeler bulunmakta. Bu işletmelerde rahatlıkla öğle yada akşam yemeği ihtiyacınızı yada duş ve soyunma kabini ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz.
Bu sahil ile ilgili en kötü durum ise sahilin büyük olmasından ötürü işletmeler maksimum müşteri alabilmek için yığmaca şeklinde şemsiye ve şezlongları yerleştiriyorlar. Dolayısı ile öyle keyifle dinleneyim gibi bir ortam yok. Sıkış tepiş ensenizde diğer kişinin nefesini hissedebileceğiniz bir sahil.
Özellikle yaz aylarında bir çok yerli ve yabancı turistin ayrıca günlük teknelerin durak noktası olduğu için haftanın her günü kalabalık olabiliyor. Sakin bir tatil ve deniz arayanlar için uygun bir seçenek olmayacaktır. Özellikle aile olarak ve küçük çocukları ile tatile çıkanlar için çok keyifli. Özellikle denizinin sığ olması sebebi ile çocuğunuzu keyifle denize sokabilirsiniz.

                                  KUMBAHÇE SAHİLİ                          


Kumbahçe Sahili
Bodrum merkezde barlar sokağının hemen çıkışında bulunan kumbahçe sahilinde, akşam güneşinin bodrum kalesi üzerinden batışını izlemenizi tavsiye ederiz.
Manzaranın bu kadar büyüleyici olsada, deniz kalitesi açısından aynı şeyi söylememiz mümkün değil. Pek çok tekne,yat,gemi vb deniz araçlarının bulunduğu sahilde  denize girmek pek keyifli gözükmüyor. Yok ben girmek istiyorum derseniz, kumbahçe üzerindeki beach,cafe vb mekanlarda denize girebilirsiniz. 🙂Kumbahçe’deki mekanlarda kahvenizi içebilir arkadaşlarınızla keyifli anlar geçirebilirsiniz.
Kumbahçe sahili Bodrum’un kalbi diyebileceğimiz bir noktadadır. Bu sebeple yerli yabancı turistler tarafından çok fazla ziyaret edilmektedir. Eğer burada denize girmeyi düşünüyorsanız erken saatlerden herhangi bir işletmenin sahilinde şezlog kapmanızı tavsiye ederiz.
Eğer aracınız var ise yada keyifli bir tatil yapayım güzel bir denize gireyim diyenlerdenseniz diğer sahillere göz atmanızı tavsiye ederiz. Zira çok daha güzel, temiz ve keyifli sahiller Bodrum’da var.

                                MAZI KÖYÜ SAHİLİ                          


Mazı Köyü Sahili
Mazı Köyü Hurma Sahili
Bodrum’a 50 kilometre mesafede bulunan  Gökova Körfezi’nin hemen yanı başında yer alır. Doğayla iç içe olan mazı sahili aslında küçücük bir köye bağlı ve Bodrum’un en bakir sahillerinden birisidir. Doğaya olan bağlılığı ile bilinen sahillerden birisi olan bu sahile gittiğiniz zaman, yanınızda herhangi bir şey götürmenize gerek yok. Kendi küçücük köyünde market,restoran,pansiyon vb pek çok ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Özellikle yemeklerinde organik zeytinyağı kullandıkları için lezzet konusunda gerçekten çok başarılı olduklarını söyleyebilirim. Konaklama kısmına gelirsek o sizi bunaltan trafik,insan seslerinden eser yok sabah kalktığınızda kuş sesleriyle birlikte kahvaltı yaptığınızı fark edecek kendinizi daha genç hissettiğinizin farkına varacaksınız. Deniz konusuna değinecek olursak deniz ve sahili biraz taşlık ve kayalık. Ama gerçekten sessiz ve sakinliğini gördükten sonra emin olun hiçbirisi aklınızda soru işareti bırakmıyor 🙂
Mazı Köyü Çakıllıyalı Koyu
Aslında aynı şeyleri bu koy içinde söyleyebiliriz. Aslında tek bir koy gibi ama denize uzanan bir kayalık ikiye ayırmış bu koyu. Aralarında pek fark yok sayılır. Çakıllıyalı koyu pansiyon,restoran bakımından açıkça hurma sahilinden biraz daha üstünlük kurduğunu söyleyebiliriz. Şirinmi şirin biyer gerek köylü işletmecileri olsun hepsi kendilerine has şiveleriyle insanları mutlu eden bir enerjiye sahipler. Deniz konusunda açıkçası hurma sahilinden bi farklılık göstermiyor ancak iki koyun denizide birbirinden güzel eğer birgün kitap şiir yazmak istiyorum diye düşünürseniz bu iki koya acilen uğramanızı tavsiye ediyoruz.

                      ORTAKENT YAHŞİ PLAJI                  


Ortakent Sahili
Bodrum’un en fazla bilinen plajlarından biridir. Yerli ve yabancı turistler tarafından çok fazla tercih edilmektedir. Genel itibari ile Ortakent Yahşi plajı çok keyifli bir plaj olsa da özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında aşırı kalabalıktan dolayı o güzelliğini kaybedebiliyor. Özellikle aşırı kalabalık olduğu dönemlerde suyun o berrak ve dinginliğinden çok fazla eser kalmıyor.
Ortakent Yahşi Plajının sahil ince kumdan oluşmakta ve deniz sıcaklığı bölgenin ortalama sıcaklığındadır. Özellikle sezon öncesi ve sezon sonrası keyifli bir şekilde tercih edilebilir.
Sahil şeridi boyunca bir çok işletme bulunmaktadır. Bu işletmeler soyunma kabini ve duş imkanı sağlamaktadır. Ayrıca tüm yiyecek ve içecek ihtiyaçlarınızı bu işletmelerden sağlayabilirsiniz. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında ziyaret edecekseniz, erken saatlerden bir işletmenin sahilinde şemsiye ve şezlong tutmanızı tavsiye ederiz.
Bu bölgede bir çok büyüklü küçüklü otel ve moteller bulunmaktadır. Bu sebeple sahil çoğunlukla kalabalık olabilmektedir. Konaklama ihtiyacınız olacak ise bu bölgede uygun oteller bulabilirsiniz.

                                  TORBA SAHİLİ                                  


Torba Sahili
Torba Sahili, hava alanından Bodrum merkeze giderken yolun sağ tarafında kalıyor yani yarım adanın başlangıç noktası diyebiliriz. Torba sahilinde, ormana olan yakınlığı ile yeşil ile mavinin her tonunu izleme fırsatı yakalayabiliyorsunuz. Deniz suyu ılık ve orta düzey berrak. Bu bölgeye yakın noktada balık çiftlikleri olmasından dolayı akşam üzeri denizin biraz kirlendiğini söyleyebiliriz. Pırıl pırıl bir deniz beklentiniz olmasın çünkü, bu bölge çok fazla dalga aldığından, çok fazla gel git dolayısı ile bulanıklık ve kirlilik olabiliyor. 
Tesis konusuna değinecek olursak belediye kafesinde ücretlerin makul olduğunu açıkça söyleyebilirim. Tuvaletler, duşlar, soyunma kabinleri bakımlı ve tertemiz. Bodrum’un en iyi sahillerinden olmasa da alternatif olarak listenizde bulundurmanızı tavsiye ederiz. Eğer seçim yapma şansınız var ve aracınız  var ise, Bodrum’da daha iyi sahillerin olduğunu hatırlatmak isteriz.
https://bodrummekanlari.com/en-iyi-bodrum-plajlari-ve-sahilleri/

23 Ekim 2017 Pazartesi

MİLAS SU KEMERLERİ

                            MİLAS SU KEMERLERİ





Milas’ın Doğu tarafında bulunan su kemerleri, yüksek dağlarla çevrili doğu yamaçtaki dağlardan şehre su getirmek için inşa edilmiş. Arazinin konumuna göre kimi yerde tek katlı olarak inşa edilen yapı, ova tarafında iki olarak yapılmış. Kent içerisinde de devam eden kemerler, olasılıkla Baltalı Kapı olarak bilinen yapıyı da içine alacak şekilde uzanıyor. Kemerlerin taş işçiliği Geç roma döneminde yapıldığını ortaya koyuyor...









26 Eylül 2017 Salı

BALIKÇININ YAŞAM ÖYKÜSÜ Adnan Bilek


BALIKÇININ YAŞAM ÖYKÜSÜ

ADNAN BİLEK


Hatırlarsanız,Milas-Bodrum arasında kalan…
Bölgenin en leziz balıklarının çıkarıldığı…
Madalya körfezi içerisinde…
Yeşilliklerle kaplı bir göl görünümde ki koy içinde kalan ve adına Boğaziçi Köyü denilen bir balıkçı köyünde yazlığım.
Henüz bakir bir bölge olduğundan… Sessizliğin ve yüksek oksijen oranının hâkim olduğu ortamı ile önem taşımakta köyümüz.
Sessizlik ortamını; Bodrumun o korkunç ve rahatsız edici gürültüsü ile mukayese ederek vurguluyorum.
Balık ihtiyacımı görmek için her sabah köy sahiline inerek, ağlardan henüz çıkarılan taze balıkları almak en büyük tutkum oldu burada!
Bu vesile ile, yaklaşık 20 civarında ki balıkçının hepsi ile de arkadaş oldum ve beni “gazeteci abileri” olarak tanımakta hepsi.
Köyde balıkçıların kurduğu bir “Balık kooperatifi” var ama; yönetime geçenlerin yanlış ve tutarsız tavırları sonucu gelişmemiş ve gelişmesi de çok zor!
O nedenle; birkaç balıkçı hariç hepsi de”kavaf” denilen aracılara balıklarını pazarlamaktalar ne yazık ki.

ZOR MESLEK BALIKÇILIK!
Elbette her mesleğin kendine has zorlukları vardır ama…
Balıkçıların ki bir başka!
Köyde çok sevdiğim, dürüst bir balıkçı delikanlı var.
Adı: Güngör Karakoyun.
Onun ağzından dinledim balıkçılığın serüvenini:
-Ben, ilkokulu bitirdikten sonra babam ve ağabeyim gibi atıldım bu mesleğe…
10 yaşımdan beri zaten içerisindeydim. Babamlara yardım amacı ile ağ temizlemeye başladım önceleri, çocukluğumu doğru dürüst yaşamadım diyebilirim!
Askerlik dönüşü babam, ağabeyime olduğu gibi bana da bir tekne satın alarak…
“hadi bakalım, kendi ekmeğini kendin kazan artık, geleceğin açık olsun, rastgele” dedi.
Malum, denizcilikte “rastgele” sözünün önemi ve anlamı çok geniştir.
Deniz; karanlık bir kutudur, ne zaman, ne yapacağı belli olmaz.
Bakarsın birdenbire kabarır, fırtına çıkabilir.
Balık denizin her noktasında aynı yoğunlukta bulunmaz, o noktayı bularak avın yoğun olması işin “rast gitmesi” anlamını taşır.
Teknenin getirisi ile evlendim, yuvamı kurdum, iki kızım ve eşimle mutlu bir yuvam var Allaha şükür.
Bir söz vardır; balıkçının eşi, kapı bekler… Çocukları baba hasreti çeker diye!
Bazı günler çocuklarımızın yüzünü göremediğimiz olur. Biz geldiğimizde veya gittiğimizde hep uyuyor olurlar.
Akşam saat 18 civarında ağ atmaya gideriz,1,5-2 saat sonra döneriz.
Sabah saat 04-05 arası, sıcacık yatağımızdan kalkar, giyinir tekrar yola koyuluruz ağ toplamak için.
Köye dönüşümüz 8.30-09 u bulur.
Ağ temizleme süreci en az 3.5-4 saat sürer.
Bazen dil avına çıktığımızda kışın 3-4 gün eve gelmediğimiz olur.
O dalga ve fırtınalarla olan boğuşmamız ayrı bir problem ve korku dolu anlar!
Para kazanıyor musunuz derseniz?
Bundan 15-20 yıl önce belki emeğimizin karşılığını alıyorduk ama; kaçak ve bilinçsiz avlanmalar sonucu denizlerde ki balık yoğunluğunun azalması nedeni ile ancak boğazımızı doyurabiliyoruz.
Mazotu indirimli almasak, onu da karşılayamayacağız inanın!
Devletin bu konuya neden ilgisiz kaldığını anlamıyoruz!
Trol ve trata ağları ile avlanmanın kesinlikle yasaklanması gerekir.
Aksi halde; çocuklarımızın balık olarak sadece kültür balığı ile beslenecek olma ihtimalinin söz konusu olacağını iddia ediyorum!
Balık avının yetersiz olması, fiyatlarının da yükselmesine ve…
Ekonomik koşulları uygun olmayan insanların bu önemli protein kaynağından yeterince yararlanamamasına yol açmaktadır.
Su ürünleri genel müdürlüğü yetkililerine çağrısını yeniliyor Güngör:
Lütfen sesimize kulak verin ve denizlerimizde ki balıkların geleceğini koruyun!!!! 

http://www.aydindenge.com.tr/yazi/adnan-bilek/20/09/2017/balikcinin-yasam-oykusu


26 Ağustos 2017 Cumartesi

BODRUM SEVGİ VE HOŞGÖRÜ KENTİDİR






            BODRUM SEVGİ VE HOŞGÖRÜ KENTİDİR




Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, Bodrum’un sevgi ve hoşgörüden beslenen bir barış kenti olduğunu, bu güzellikleri bozmaya da kimsenin gücünün yetmeyeceğini söyledi.
Asırlardan bu yana birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış Bodrum, özellikle huzurdan ve barıştan yana olanların bir arada yaşadığı, dünyaca ünlü örnek bir destinasyon olarak adından söz ettirmeye devam ediyor. Geçmişten günümüze gelinceye dek Bodrum’un bu özelliklerini hep koruduğuna işaret eden Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, “Bodrum’un tarihine baktığımızda hep bir şey öne çıkar: İnsanları hep sevgiyle dolu, hoşgörü ve barış içerisinde yaşamıştır. Son yüzyılda da turizm ve sanatla birlikte adeta bir medeniyetler topluluğu halini almıştır. Bodrum’da farklı din, dil ve ırktan insanlar bir arada yaşarlar ve hayatı sevgi tohumlarını ekerek paylaşırlar. Son aylarda bölgemizde yaşanan bir kaç münferit olayın ise bu atmosferi bozmasına asla izin vermeyeceğiz. Bodrum’un bu güzelliklerini bozmaya çalışanlar bilsinler ki, amaçlarına ulaşamayacaklar” dedi.
Başkan Kocadon, emniyet güçlerinin yoğun çalışmalarının bu tür münferit olayların önüne geçeceğini de sözlerine ekleyerek Bodrum’un sahipsiz olmadığını hatırlattı. Ve Bodrum’un, Bodrum sevdalısı halkıyla bir bütün oluşturduğunu, gerek doğal güzellikleri gerek ise tarihi ve kültürel değerleriyle dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerinin göz bebeği olduğunu vurguladı. Kocadon, “Geçtiğimiz günlerde Türkbükü mahallemizde genç bir kardeşimizin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan talihsiz olayın ardından süreci yakından takip eden jandarma güçleri, olayı kısa sürede aydınlatmış ve failleri adli makamlara teslim etmiştir. Detaylı ve planlı bir çalışma sonucunda failleri yakalayarak adli mercilere teslim eden Bodrum İlçe Jandarma ekiplerine çok teşekkür ederim. Bodrum’un güvenliği için gece gündüz çalışan tüm emniyet güçlerimize, Bodrum’un ekonomisine katkı sağlayan ve bu tür olayların yaşanmaması için çaba harcayan işletmecilerimize de ayrıca teşekkür ederim.” şeklinde konuştu.
Bodrum’un huzurunu bozmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini tekrar hatırlatan Başkan Kocadon,”Bodrum, tüm olumsuzluklara rağmen her zaman dimdik ayakta kalarak ülkemize örnek olmuş, güçlü bir kenttir. Bu güç ise Bodrum’a gönül veren halkından ve Bodrum sevdalılarından gelir. Bodrum halkının kalbinde yeşerttiği bu büyük sevgi ve hoşgörü, Bodrum’u hep daha ileriye taşımış ve Bodrum’un ülkemizin ve dünyanın gündeminde kalmasını sağlamıştır. Bodrum’un rantını kullanıp ona zarar vermeye çalışanlar ve Bodrum’u yok sayanların karşısında bu sevgi ve hoşgörü galip gelecek. Bu sevgi ve bu hoşgörü, bölgemizi ve ülkemizi peyderpey kaplayacaktır” ifadelerini kullandı.

MEHMET KOCADON

15 Ağustos 2017 Salı

BODRUM ADI NEREDEN GELİYOR ?

                    BODRUM ADI NEREDEN GELİYOR ?




Bodrum’un isminin nereden geldiğini bilmem hiç merak ettiniz mi?
“Bodrum” kelimesinin kökeni hakkında yapılmış bir araştırma Prof. Dr. Tuncer Baykara’ya aittir ve Türk Tarih Kurumu Belleteni’nin 1981 Nisan’ında çıkan 178. Sayısında yayınlanmıştır.
Prof. Baykara, bu konuda iki kaynak verir: Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sini ve bazı eski ansiklopedileri...
“Bodrum” sözü, ansiklopedilere göre 1400’lü senelerin başında Şovalyeler’in yaptırdıkları kaleden gelmektedir. Şovalyeler kaleye mensup oldukları dinin büyüklerinden Aziz Petrus’un isminin Lâtincesi olan “Sanctum Petrum” adını vermişler ve “Petrum” sözü zamanla “Bodrum” olmuştur...
Ama, Evliya Çelebi’de bambaşka bir izah vardır: Çelebi, Seyahatnâme’sinin dokuzuncu cildinde “Bodrum”un “kâfir kalesi” olduğunu söyler!
Evliya’nın yazdıklarına göre, Bodrum’daki büyük kale daha önce Malta Şovalyeleri’ne aittir ve Kanunî Süleyman tarafından fethedilmiştir. Kâfirler, sonraları Türk kumandandan kalenin kuzeye bakan kapısının sol tarafındaki sahilde ufak bir bodrum inşa edebilmek için müsaade istemişler, çalılıkların çevirdiği yerde gizlice ufak bir kale yapmışlar, inşaat bitince çalıları ateşe vermişler ve yeni kale ortaya çıkmıştır. “Bodrum” adı, küçük bir bodrum inşa etme bahanesi ile ama sahtekârca yapılan işte bu “kâfir kalesi”nden gelmektedir!
Seyahatnâme’de Bodrum hakkında daha başka bilgiler de var ama sadece bu kadarını nakledeceğim. Evliya Çelebi’nin yazdıklarını merak ettiğiniz takdirde Seyit Ali Kahraman ile rahmetli Yücel Dağlı’nın yayınladıkları koskoca iki cildlik “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi”nin indeksinden“Bodrum”u bulur ve numaraları verilen sayfaları okuduğunuzda daha çok şey öğrenebilirsiniz...
Murat Bardakçı
HaberTürk
14 Ağustos 2017 Pazartesi

1 Temmuz 2017 Cumartesi

RESTORANLARIYLA BODRUM

Restoranlarıyla Bodrum Bodrum...
1 Temmuz 2017
İlk kez böyle bir şeye kalkıştık, Ramazan Bayramı tatili için Bodrum’a arabayla gittik. Bir daha tatilin başladığı arife günü yola çıkıp son günü de dönmek gibi bir hata yapacağımızı sanmıyorum.
Ama gidiş dönüş toplam 24 saat harcamamıza rağmen Bodrum’a gitmekten pişman olduğumu söyleyemem.
Bodrum gerçekten dünya standartlarında bir tatil cenneti, hem doğası, hem de tesisleriyle...
Restoranları, gastronomisi derseniz onlar da iyi fakat daha da iyi olacak derim.
Ne yediğine önem veren, soran sorgulayan, talep eden müşteriler, sorumlulukla, etik kurallar çerçevesinde hareket eden işletmeciler, şefler arttığı takdirde...

Ent Restaurant
Dört günlük Ramazan Bayramı tatili sırasında en büyük keşfim Yoldaş Sönmez’in Ent adlı restoranı oldu.
Açıldığı günden bu yana adını duyduğum ama bir türlü gitme fırsatı bulamadığım Ent tam bir şef restoranı.
Şef Yoldaş, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra ‘Beach Club’ açmış. Aile mesleği restorancılığa ilgisi, yemek pişirme sevgisi onu ‘dünyada neler olup bitiyor’u öğrenmeye yöneltmiş.
2009 yılında Toronto’ya gitmiş. Dört yıl boyunca aralarında Kanada’nın en iyi restoranı Auberge du Pommier’in olduğu pek çok restoranda çalışmış.
Türkiye’ye dönünce de Bodrum’da Kempinski Hotel Barbaros Bay’de ‘mutfak şefi’ olarak çalışmaya başlamış.
Daha sonra DO & CO’nun baş aşçılığını üstlenmiş.
2014 yılında en çok yapmak istediği şeyin bir restoran açmak, kendi mutfağını yaratmak olduğuna karar verip Bodrum’a dönmüş ve Ent’i açmış.

Ent ormanı arkasına almış, yeşillikler ortasında, 7 masalı rüya gibi bir restoran.
Kışın kapalı olsa da eylül serinliğinde, yağmurda masaların taşınacağı bir salonu da var, bir bölümü mutfak ve kiler olarak kullanılan, küçük bir çiftlik evinin içinde.
Yoldaş Sönmez sadece yerel ve mevsiminde malzemeler kullanarak yarattığı yemeklerden oluşan bir tadım menüsü hazırlamış.
İlk iki yıl sadece 6 ve 11 çeşitli iki menü sunmuş ama bu yıl ısrarlar üzerine bir alakart menü de yapmış.
Ent’in tüm menüsü hem çok yaratıcı, hem sıra dışı hem de lezzet çıtası yüksek. “Denemiş ama olmamış” diyeceğiniz bir tabak yok. Tüm yemekleri sadece şef Yoldaş ve eşi Elvan Hanım’ın servis etmesi, şefin sunduğu her tabağı anlatması da çıtayı yükseltiyor.
Eğer istenirse yemek-şarap eşleşmesi de yapılıyor.
Yeme-içme severlerin keşfetmesi, desteklemesi gerekli yerlerin başında geliyor Ent.
Fiyat-kalite dengesi de çok iyi. 6 çeşitli tadım menüsü 155, 11 çeşit tadım menüsü 220 ve vejetaryen menü
195 TL.

Soğan Sarmısak
Dile kolay tam 30 yıldır Gümüşlük’te denizin kıyısındaki taş evlerin önünde ve denizin kıyısına attıkları dört beş masada küçücük mutfaklarında pişirdikleri yemeklerini sunuyorlar. Zaten denizin kıyısında ayaklarım kumların içinde gün batımını seyrederken kendimi 1980’lere ışınlanmış hissettim.
Mekanın sahibi Sevinç Hanım kışları İsviçre’de öğretmenlik yapıp Türk yemekleri kursu verirken, yazları da Gümüşlük’teki evlerinde geçirirmiş. 1980’lerin sonunda annesi Hümeyra Hanım’la beraber evlerini restorana dönüştürmeye karar vermişler.
En sevdikleri ve iyi yaptıklarını düşündükleri yemeklerden bir menü hazırlamışlar.
Yemeklerin tümünde yörenin zeytinyağlarını kullanıyorlar. Başta bol soğan ve sarımsaklı imambayıldı ile köpoğlu olmak üzere tüm zeytinyağlı yemekler çok lezzetli.
Sevinç Hanım adaçaylı çipuranın mucidi annesini geçen yıl kaybetmiş. Onun elinden yemek isterdim. Belki de artık yetiştirme çipura yerine Sevinç Hanım’ın deniz balıklarıyla yeni özel bir çeşit yaratmasının vakti gelmiştir. Mesela Bodrum mandalinalı, bol soğanlı sarımsaklı barbunya ya da mercan neden olmasın?

Savra Bodrum
Bitez’de geçen yıl açılan mandalina bahçesi ortasında 15 odalı bir butik otelin aynı adlı restoranı Savra’ya öğle vakti uğradık. Soğuk başlangıçlardan ara sıcaklara, salatalardan ana yemeklere günümüz modern restoranlarının eğilimlerini yansıtan karma bir menüsü var.
Kavunlu prosciutto, ricottalı narlı salata, ızgara ahtapot gibi ne istediysek hepsinin malzemesi kaliteli ve lezzeti yerindeydi.
Otelinde kalınmasa bile akşamları bahçede düzenledikleri caz konserlerine gidildiğinde gönül rahatlığıyla yemek yenir.
Fiyat-kalite dengesi de başarılı sayılır.

Yalıkavak Zuma
Yalıkavak Palmarina’nın içindeki Zuma’nın önünü nedense bu yıl gündüzleri plaj olarak da kullanmaya başlamışlar. Kapısından girerken “giriş 60 lira ya da 200 lira harcamak zorundasınız” denince şaşırdık.
Sonra durum anlaşıldı. Sadece yemek yemeye giderseniz tabii böyle bir zorunluluk yok. Öğleden sonra 15.00-19.00 arası ‘havuz menüsü’ sunuyorlar.
Böyle uluslararası bir marinada Japon mutfağını en iyi deneyimleyecek Zuma gibi bir yerin olması da güzel.
Gündüz menüsünde fiyat kalite dengesi kullandıkları malzemeler göz önüne alındığında çok da
uçuk değil.

Balıkçı Sait
Sait’e yıllar önce Yalıkavak’taki küçük salaş yerinde gitmiştim. Onu kapatıp Palmarina’nın içine taşımışlar. O günlerde yediklerimi hatırlamıyorum ama meze, zeytinyağlı ve deniz ürünlerinden ne istediysek çok başarılıydı. Özellikle zeytinyağlı şevket-i bostan bana iki porsiyon yedirecek denli lezzetliydi.
Ancak Sait’te menü kartı olmaması büyük bir sorun. Menüyü istediğimde şaşırarak “Bizde menü yoktur efendim, biz cevap veririz, ne sorarsınız” demeleri görülmeye değerdi. “Hadi gittik buzdolabından mezeleri beğendik, balıkları seçtik, fiyatları nasıl öğreneceğiz” sorusuna garsonun cevabı da aynen şöyle oldu, “Yuvarlak olarak ben hepsini söylerim. Zaten adisyon fişinde de görürsünüz.”
Bu günlük balıklar için bir dereceye kadar anlaşılır ama diğer yemekler için kabul edilebilir bir durum değil. Menüde fiyatları görmek, hesap öderken sürprizle karşılaşmamak müşterinin en doğal hakkı. Umarım bu alışkanlıktan vazgeçerler.
Sait gecede 200-300 kişi ağırlıyormuş. Bu kadar insanın menü talep etmemesi, fiyatları önden görmek istememesi de ilginç!
Sait’te biz şaşırtan bir hesap ödemedik ancak menünün üzerinde bu denli ısrarla durmasaydık, balık yeseydik aynı hesap gelir miydi bilmiyorum. Bu arada porsiyonlar fiyatlar göz önüne alındığında biraz daha büyük olabilir


MÜGE AKGÜN
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/muge-akgun/restoranlariyla-bodrum-bodrum-40505507